RESULÜLLAH (S.A.V.)’ÎN AHLÂKI VE SÜNNETLERİ

Hamd Alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. Salâtü Selâm Resulullah’ın, Sahabesinin ve de kıyamete kadâr onları dost edinen, sabır ve azimle onların yolundan giden herkesin üzerine olsun.

Kur’ân’ı Kerim’de,

×Peygamber size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakınınØ (Haşr, 7)

×(Resûlüm!) De ki: Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidirØ (’li İmrân 31).

×... O’nun (Resûlullah’ın) emrine aykırı davrananlar, başlarına bir bela gelmesinden veya kendilerine çok elemli bir azap isabet etmesinden sakınsınlarØ ( Nur, 63).

×... Kim Allah ve Resûlü’ne itâat ederse büyük bir kurtuluşa ermiş olurØ (Ahzâb, 11).

Sünneti Nebevî’de,

“Sözlerin en doğrusu şüphesiz Allah’ın Kitabı; yolların en doğrusu Muhammed’in yolu (S.A.V.) ve işlerin en kötüsü sonradan çıkartılanlarıdır. Sonradan ortaya çıkan her şey bidattır. Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık ateştedir” (sahihtir. Ebu Dâvud, Tirmizi).

“Sünnetimden yüz çeviren benden değildir” (Buhari, Müslim).

“Kim, emrimiz olan hususta yeni bir şey ortaya çıkarırsa bu ondan reddolunmuştur” (Buhari, Maslim).

“Her kim hakkında emrimiz olmayan bir amel yaparsa bu ondan reddolunmuştur” (Müslim).

Kavli şerifleri yer aldığı gibi insanları, Kur’ân ve Sünnete sıkıca sarılmaya çağıran daha bir çok benzeri ifadeler de vardır. Bu iki kaynakta belirtilmeyen ibâdet ve yolların tümü reddedilmiş, kurtuluşun tek anahtarı olarak Kurân ve Sünnet işâret edilmiştir.

Bu nedenle kendimize ve kardeşlerimize bir öğüt olması ve Allah’tan bu vesileyle kalplerimizi zikrine karşı yumuşatması, hayır kapılarını önümüze açması ümidiyle bir takım nebevî nasihatları içeren böyle bir risâle hazırladık. Şüphesiz tevfik Allah’tandır ve yalnız O’ndan yardım isteriz.

Fİlk olarak sabah namazını vaktinde kılmaya özen göstermeliyiz. Bunu başarmak için erken yatmaya gayet dikkat etmeliyiz. Âlimlerimizin “Kendisi olmaksızın vacibin tamam olamadığı şey de vaciptir” şeklinde sahih sünnetten tespit ettiği kâide doğrultusunda sabah namazı gibi bir farzı edâ etmeye yardımcı olan “erken yatma” da vacip olmaktadır. Resûlullah (S.A.V.)’in yatsı namazından sonra dinî bir hacet olmaksızın geç yatılmasını kerih gördüğü yine sahih nakillerde açıktır. Namaza vaktinde kalkmayla ilgili bazı uyarılara değinebiliriz:

  1. Sabah uyanmayı zorlaştıracak şeyler yememeli. Aşırı yemek de çok su içireceğinden uyanmayı güçleştirir.
  2. Kişi aşırı güç isteyen uğraşılarla, aşırı sportif faaliyetlerle gereksiz yere kendini gündüzden yormamalıdır. Bu ağır bir uykuya neden olur.
  3. Öğle namazından sonra istirahat/kaylûle yapmaya gayret etmelidir. Kişi böylece hem gününe daha zinde devam eder, hem de gece kalkması kolaylaşır. Kılacağı teheccüd namazlarıyla Rabbi’ne yakınlaşmaya bir vesile edinmiş olur.
  4. Resûlullah, “Şeytanlar kaylûle yapmaz, sizler kaylûle yapınız” buyurmuştur.

  5. Günahları küçük görmemelidir. Şüphesiz bu, kalbin katılığındandır. Hasan Basrî Rahmetullahi Aleyh’e birisi gelir ve “Gece namaza kalkmayı çok istiyorum ama bir türlü başaramıyorum?” dediğinde, O “Günahların senin elini kolunu bağlamış” demiştir.
  6. Kalp, Müslümanlara kin beslemekten, bidatlardan ve dünya işlerine aşırı himmet göstermekten arındırılmalı.
  7. Allah için sevmeli, Allah için kızmalıdır. Ayrıca, Allah’a yakarmanın tadına varılmalı ki, iman kuvvetlensin.
  8. Uyumazdan evvel Kur’ân okumalı. Gecenin son vaktinde, imsaktan önce kalkılabileceği kanaâti hasıl olduğunda vitri uyumadan önce değil de bu vakitte kılmalıdır.

Bunlara özen göstermek hem sabah, hem de teheccüd namazına kalkmada kişiye yardımcı olur. Kişi niyetini halis tutup bunlara özen göstermeli ve Allah’dan yaptığı ameli kabul etmesini istemeli; duâ ile O’na yönelmeli ki ameli salih olsun. Amellerin Allah’ın rızasına ve de Resûlullah’ın sünneti’ne uygun olması için duayı eksik etmemelidir. Kulun amelinden bir fayda bulması ve Allah katında makbul olması buna; yâni bir içtenlik göstergesi olan yakarışına bağlıdır.

Şu hadiste bildirilen konuma düşmekten şiddetle sakınmalıdır; “Allah, kibirlenerek çarşılarda iri göbeğiyle akılsızca dolaşan kimseye buğzeder. Gece kadavra, gündüz merkep; dünyayı bilir, ahiretten cahildir.” (Sahihu’l-câmi)

Resûlullah, sahabesini gece namazına teşvik etmiştir. Bir keresinde şöyle der; “Abdullah ne iyi insandır. Bir de gece namaz kılsa” (Sahihu’l-câmi). Yine bir diğer hadiste, “Farzlardan sonra en faziletli namaz, gece kılınandır” (Müslim)

FHatırlatmak istediğimiz bir başka sünnette, “bizi öldürdükten sonra dirilten Allah’a hamdolsun, şüphesiz dirilişimiz O’nadır” duasıyla kalkarak, ardından abdest alarak ×Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde aklı selim sahipleri için gerçekten açık ibretler vardırØ (A’l-i imrân, 190) ayetinden başlayarak sûre sonuna kadar olan onbir ayetlik bölümü okumak; daha sonra da iki rekat veya daha fazla namaz kılmaktır. Bu kişinin isteğine kalmış olup dikkat edilecek husus; amelin az da olsa devamlı olanının daha hayırlı olduğu ve vitir namazıyla birlikte kılınan bu teheccüd namazlarının toplam onbir rekatı geçmemesidir. Çünkü A’işe Radıyallahu anhâ’dan şu rivâyet sabittir: “Resûlullah, Ramazanda veya diğer aylarda onbir rekattan fazla (teheccüd) kılmazdı”. Bir diğer hususta nafilelerde kıyâmı, farzlarda secdeyi daha uzun yapmaktır. Bunlar, bir çokların unuttuğu veya bilmediği önemli sünnetlerdendir.

FAyrıca imsak olduğunda sabah namazı için tekrar abdest almak sahihtir. Çünkü abdestliyken bile her farz için yeniden abdest almak sünnettir. Sabah namazının iki rekat sünneti kılınır ve farz kılınana kadar bir başka nafile namaz kılınmaz.

Gece ve gündüz melekleri tarafından müşâhede edildiğinden diğer namazlara göre kırâati en uzun tutulması gereken namaz, elbette sabah namazıdır. Bunun hakkında Allahu Teâla şöyle buyurur: ×... Bir de sabah (namazının) Kur’ânı. Çünkü sabah namazı şahitlidirØ (İsrâ, 78)

Resûlullah’ın sabah namazında bir rekatta altmış ayet okuduğu sabittir. Namazın peşi sıra hemen kalkmadan güneş doğuncaya kadar zikir ve istiğfarda bulunmak Kur’ân’da övülen sıfatlar arasında yer alır: ×Seher vakitlerinde de istiğfar ederlerdiØ (Zâriyat, 18).

FYemeğe başlarken “Bismillah” demek unutulduğunda “evvelinde ve ahirinde Allah’ın adıyla” anlamına gelen “Bismillahi evvelehu ve ahirahu” demelidir. Yemekten sonra da “Hiçbir güç ve kuvvetimiz olmaksızın bizleri yediren ve içiren Allah’a hamdolsun” anlamındaki “Elhamdülillahi’llezi et’amenâ ve seqa’nâ bilâ havlin minnâ ve lâ kuvveh” duası yapılır. (Doğru telaffuz için bilenlere danışmakta yarar vardır).

FEvden çıkarken de, “Bismillah. Tevekkeltü ala’llâhi ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah” demelidir, bunun anlamı da şudur; “Allah’ın adıyla... Allah’a güvendim. Ancak, Allah’ın inâyetiyle güç ve kuvvet vardır”.

FResûlullah şöyle buyurmuştur: “Kim sabah ve akşamında, “Bismillahi’llezi lâ yedurru mea ismihi şey’un fi’l-ardi ve lâ fi’s-semâ ve huve’s-Semiu’l Alîm (İsmiyle gökte ve yerde hiçbir şeyin zarar veremeyeceği Allah’ın adıyla. O, işiten ve bilendir” diye; akşam üç defa derse sabaha kadar ani bir belayla karşılaşmaz. Sabah üç defa derse de akşama kadar ani bir belayla karşılaşmaz” (Sahihtir. Ebu Dâvud, Tirmizi, İbni Mace)

FHer işte helal ve harama dikkat etmeli, Resûlullah’ın sünnetine uymalıdır. Kişi tüm amellerinde Allah’tan korkmalı, sırf dünya için koşturmamalıdır. Resûlullah (S.A.V.)’in şu hadisi gerçekten ibret doludur; “Allah, ahireti dert edinen kulunun kalbinde zenginlik kılar ve onun işlerini düzeltir. Dünya ona geldiğinde o yüz çevirir. Kim de dünyayı dert edinirse fakirliği onun iki gözü arasına çakar, iki yakası bir araya gelmez ve dünyadan ancak ona takdir edilen nasibini alır” (Sahihu’l-câmi)

FNamazları vaktinde kılmaya çok dikkat etmeli, namaz ve İslâmî yaşantıyı her şeyin üstünde tutmalıdır.

Namazı vaktinden geçirmene uğraşan şeytanın vesveselerine fırsat verme. Camide cemaatle namaz kılma azmini kırmak için şeytan peşini bırakmaz ve namazdan vazgeçiremezse vaktini geçirmene çabalar. Allah’ın, işlerinin başını dünya edinenler için hazırladığı şiddetli cezaya düşmemek için, O’na ibadeti her şeyin üstünde tutmalıdır: ×De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, kesada uğramaktan korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler, size Allah’tan, Resûlü’nden, ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah fasıklar topluluğunu hidayete erdirmezØ (Tevbe, 24).

FYerken, içerken, giyerken ve diğer her işte şüpheli şeylerden kaçınmalıdır. Resûlullah (S.A.V.) şöyle buyurmuştur, “Kim, Allah için bir şey terk etse, Allah da, daha hayırlısını ona geri verir” (Sahihtir. Ahmed).

“Şüphe veren şeyleri şüphe vermeyenler için terket!” (Sahihtir. Tirmizi, Nesai) tavsiyesinde bulunan Resûlullah’ın ahlakıyla ahlaklanmalıdır. Resûlullah (S.A.V.)’in ahlâkından bazı noktalara değinelim:

Bir başka hadis de şöyledir; “Allah katında dünyanın sinek kanadı kadar değeri olsaydı kafirlere bir yudum su bile içirmezdi” (Sahihu’l-câmi).

Allah, hepimizi Kitabı ve Resûlü’nün sünnetiyle gereğince amel etmeye muvaffak kılsın. Bizleri, O’nu ve O’na ibadet etmeyi sevmek ve son nefesimizi takvâyla vermekle rızıklandırsın. Resûlü’nü sevmeyi, O’nun şefaatine nâil olmayı ve de sünnetine ittiba etmeyi nasip etsin. Allah, bizleri Resûlü’nün şu hadisinde bildirdiği kimseler olmaktan korusun: “Ümmetimden öyle bir topluluk gelir ki, köpek sahibine nasıl dolanırsa, hevâları da onlara öyle dolanır; girmedik ne bir damar ne de bir eklem kalır” (Sahihtir. Hafız Münzirî). Bu yüzden Allahu Teâla’nın Kitabı’nı ve Resûlullah (S.A.V.)’in sünnetini öğrenmeli ve henüz fırsat varken bu kaynaklara sıkıca sarılmalıyız. Ailemize, kardeşlerimize ve çevremize de bu yolda güzel telkinlerde bulunmalıyız. Resûlullah, “Hayra sebep olan onu yapan gibidir” buyurmuştur.

Elbet, takdir edilen bir gerçeğe doğru adım adım yaklaşıyoruz. Bunu inkar etse de sonuçta herkesin varacağı yer, hiç şüphesiz Rabbû’l-âlemin’in huzurudur. O gün gelmezden evvel; ne sevâbın ne de günahın küçüklüğüne bakmadan ahirete hazırlık yapmaya bakmalıyız. Bunu yaparken şaşırmamak ve hurâfelere düşmemek için de Resulullah (S.A.V.)’in vasiyeti ve de emâneti olan; Kur’ân ve Sünnete sahip çıkmalıyız!

Allah bizleri yolundan ayırmasın ve son nefesimizi imanlı verebilmemiz için dosdoğru Müslümanca yaşamak nasib etsin (Amin).

 

 

“Sallallahu alâ Muhammedin ve alâ âlihi ve Sahbihi ecmâîn”

VE’L-HAMDÜ LİLAHİ RABBİ’L ALEMİN

Geri